Soğuk bir içecekte veya tatlı bir gıdada hissettiğiniz o ani sızı, eskiyen bir dolgunun veya gizli bir çürüğün habercisi olabilir. Gaziosmanpaşa Diş Kliniği’nde ağrısız ve konforlu tedavi yöntemleriyle yanınızdayız.

Diş dolgusu çeşitleri, modern diş hekimliğinin sunduğu teknolojik imkânlarla birlikte hem görünüm hem de kullanım açısından geniş bir yelpazeye sahiptir. Çürük, kırık veya aşınma nedeniyle yapısal bütünlüğünü kaybeden dişlerde uygulanan bu tedavi, dişin dayanıklılığını artırmanın ve kullanım süresini uzatmanın temel yollarından biridir. Günümüzde diş dolguları yalnızca oluşan boşlukları kapatmakla kalmaz, aynı zamanda dişin doğal formunu …

Dt. Oya Kılıçoğlu Torun
Dt. Oya Kılıçoğlu Torun

Diş Hekimi Oya Kılıçoğlu Torun, Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan Özel Nenehatun42 Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nin kurucusudur

Paylaş:

Diş dolgusu çeşitleri, modern diş hekimliğinin sunduğu teknolojik imkânlarla birlikte hem görünüm hem de kullanım açısından geniş bir yelpazeye sahiptir. Çürük, kırık veya aşınma nedeniyle yapısal bütünlüğünü kaybeden dişlerde uygulanan bu tedavi, dişin dayanıklılığını artırmanın ve kullanım süresini uzatmanın temel yollarından biridir. Günümüzde diş dolguları yalnızca oluşan boşlukları kapatmakla kalmaz, aynı zamanda dişin doğal formunu taklit ederek ağız içindeki uyumun korunmasına da yardımcı olur.

Diş Dolgusu Nedir ve Hangi Durumlarda Uygulanır?

Diş dolgusu, bakteriyel aktiviteler sonucu mineral kaybına uğrayan diş dokusunun temizlenerek yapay malzemelerle eski formuna getirilmesi işlemidir. Bu işlem, dişin sinirlerine (pulpa) kadar ilerlememiş çürüklerde koruyucu bir bariyer görevi görür. Tedavinin temel amacı, dişin çiğneme fonksiyonunu geri kazandırmak ve ağız içindeki bakteri yayılımını durdurmaktır.

Çürüklerin Teşhis Edilmesi ve Dolgu Gereksinimi

Diş hekimliğinde bir dişin dolguya ihtiyaç duyup duymadığı klinik muayene ve radyolojik incelemelerle belirlenir. Bazen dişin yüzeyinde küçük bir nokta gibi görünen çürük, dişin altında daha geniş bir alana yayılmış olabilir. Bu durumlarda dijital röntgenler kullanılarak çürüğün derinliği ölçülür. Hastaların genellikle diş hassasiyeti, tatlı gıdalara karşı tepki veya çiğneme esnasında batma hissi ile başvurduğu bu süreç, erken müdahale ile diş kaybının önüne geçer.

Diş Dolgusunun Fonksiyonel Rolü

Dolgu sadece bir “yama” işlemi değildir. Dişin anatomik çıkıntıları, yani tüberkülleri, çiğneme mekaniği için kritik öneme sahiptir. Yanlış yapılan veya anatomik formdan uzak bir dolgu, çene eklemi (TMJ) sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle modern dolgu materyalleri seçilirken hem dikey yöndeki basınca dayanıklılık hem de diş etiyle olan biyolojik uyum ön planda tutulur.

Diş Dolgusu Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Dolgu sonrası kısa süreli hassasiyet normaldir ve özellikle sıcak, soğuk ya da tatlı yiyeceklerle hissedilebilir.
  • Bu hassasiyet genellikle birkaç gün içinde azalır ve kendiliğinden kaybolur.
  • Ağrı uzun süre devam ederse, giderek artarsa veya çiğneme sırasında rahatsızlık oluşursa diş hekimine başvurulmalıdır.
  • Dolgu yapılan bölgeye ilk günlerde aşırı sert gıdalarla baskı uygulanmaması önerilir.
  • Ağız hijyenine dikkat edilmesi, dolgunun ömrünü doğrudan etkiler.
  • Günde en az iki kez diş fırçalamak ve diş ipi kullanmak ihmal edilmemelidir.
  • Düzenli diş hekimi kontrolleri, dolgunun durumunun takip edilmesi ve olası sorunların erken tespiti açısından önemlidir.

Dolgu Dişle Uyumlu Olmazsa Ne Olur?

Diş dolgusu türleri üzerine yapılan araştırmalarda en çok ihmal edilen konulardan biri, dolgunun diş dokusuyla olan mikroskobik uyumudur. Literatürde marjinal adaptasyon olarak adlandırılan bu durum, dolgu materyalinin diş duvarlarına sızıntı yapmayacak şekilde birleşmesini ifade eder. Eğer bir dolgu, diş dokusuyla tam bir bütünlük sağlamazsa, çıplak gözle görülmeyen mikro sızıntılar meydana gelir.

Marjinal Adaptasyonun Dolgu Başarısındaki Rolü

Diş dolgusu türleri üzerine yapılan araştırmalarda en çok ihmal edilen konulardan biri, dolgunun diş dokusuyla olan mikroskobik uyumudur. Literatürde marjinal adaptasyon olarak adlandırılan bu kavram, dolgu materyalinin diş duvarlarına sızıntı yapmayacak şekilde tam olarak birleşmesini ifade eder.

Eğer dolgu, diş dokusuyla yeterli bütünlüğü sağlayamazsa, çıplak gözle fark edilemeyen mikro sızıntılar oluşur. Bu sızıntılar, ağız içindeki bakterilerin dolgunun altına ilerlemesine ve zamanla diş dokusunun yeniden zarar görmesine neden olabilir.

Dolgu Altında Gelişen İkincil Çürükler

İkincil çürükler, mevcut bir dolgunun hemen altında veya kenarlarında başlayan yeni çürük oluşumlarıdır. Özellikle kompozit dolgularda, uygulama sırasında kullanılan ışığın derin dokulara ulaşmaması veya polimerizasyon büzülmesi nedeniyle bu sızıntılar oluşabilir. Bu durumu engellemek için modern diş hekimliğinde “incremental technique” denilen, dolgunun 2 mm’lik küçük tabakalar halinde yerleştirilmesi yöntemi uygulanır.

Dolgu Kenar Sızıntısının Belirtileri ve Teşhisi

Hastalar genellikle dolgu kenarlarındaki renk değişimlerini veya diş ipi kullanırken takılma hissini ilk belirti olarak fark ederler. Hekimler ise radyografik incelemeler ve ağız içi tarayıcılar ile dolgunun altındaki yoğunluk farklarını takip ederek restorasyonun yenilenip yenilenmeyeceğine karar verirler.

Diş Dolgusu Ömrünü Etkileyen Günlük Alışkanlıklar

Yapılan restorasyonun ömrü, sadece hekimin başarısına değil, hastanın çiğneme alışkanlıklarına ve tükettiği gıdalara da bağlıdır. Farklı diş dolgusu türleri, farklı dış etkenlere karşı duyarlılık gösterir.

Renklenmeye Neden Olan Gıdalar

Kompozit (beyaz) dolgular, porselen dolgulardan farklı olarak daha gözenekli bir yapıya sahiptir. Bu yapı nedeniyle kahve, çay, kırmızı şarap ve sigara kullanımı zamanla dolgunun yüzeyinde veya kenarlarında renklenmelere yol açabilir.

Bu tür dolguların parlaklığını ve rengini daha uzun süre koruyabilmesi için, renk veren gıdalar tüketildikten sonra ağzın suyla çalkalanması önerilir. Bu basit alışkanlık, dolgu yüzeyinde leke oluşumunu azaltmaya yardımcı olur.

Sert Gıdalar ve Mekanik Kırılma Riskleri

Büyük azı dişlerinde bulunan dolgular, çiğneme sırasında dikey basınçla başa çıkabilir ancak yanal kuvvetlere (makaslama kuvvetleri) karşı hassastır. Fındık kabuğu kırmak veya buz çiğnemek gibi alışkanlıklar, özellikle geniş hacimli amalgam veya kompozit dolguların kenarlarında mikro çatlaklar oluşturabilir.

En Çok Tercih Edilen Diş Dolgusu Çeşitleri Nelerdir?

Diş dolgusu seçiminde kullanılan materyal, dişin ağız içindeki konumu ve maruz kaldığı çiğneme kuvvetine göre belirlenir. Her dolgu türü; dayanıklılık, aşınma direnci ve görünümle uyum açısından farklı özellikler taşır. Bu nedenle en çok tercih edilen diş dolguları, dişi koruma kapasitesi ve uzun vadeli kullanım avantajları göz önünde bulundurularak seçilir.

Kompozit Reçine Dolgular Nedir?

Halk arasında beyaz dolgu veya ışınlı dolgu olarak bilinen kompozit reçineler, günümüzde en yaygın kullanılan dolgu türüdür. Cam parçacıkları ve plastik reçine karışımından oluşan bu materyal, diş dokusuna kimyasal olarak bağlanabilme özelliğine sahiptir.

Kompozit Dolgunun Avantajları

Kompozit dolguların en büyük avantajı diş rengiyle tam uyum sağlamasıdır. Diş hekimi, hastanın doğal diş tonuna en uygun kompozit rengini bir skala yardımıyla seçer. Ayrıca bu dolgular uygulanırken dişten sadece çürük doku uzaklaştırılır; materyalin dişe tutunması için ekstra sağlıklı doku kaybına gerek kalmaz.

Kompozit Dolgu Uygulama Süreci

İşlem sırasında “bonding” adı verilen bir yapıştırıcı ajan kullanılır. Tabaka tabaka yerleştirilen kompozit materyal, özel bir mavi ışık (halojen veya LED) yardımıyla saniyeler içinde sertleştirilir. Bu sayede hasta, işlem biter bitmez dişini kullanmaya başlayabilir. Ancak polimerizasyon büzülmesi denilen mikro düzeydeki daralmayı önlemek için hekimin teknik hassasiyeti oldukça önemlidir.

Amalgam Dolgular Nelerdir?

Gümüş, bakır ve kalay gibi metallerin cıva ile karıştırılmasıyla elde edilen amalgam dolgular, yaklaşık 150 yıldır diş hekimliğinde güvenle kullanılmaktadır. Görünümle ilgili tercihler nedeniyle günümüzde daha az uygulanıyor olsa da, mekanik dayanıklılık açısından hâlâ güçlü ve uzun ömürlü bir seçenektir.

Amalgam Dolgular Neden Arka Dişlerde Tercih Edilir?

Arka bölgedeki büyük azı dişleri, çiğneme sırasında tonlarca ağırlığa eşdeğer basınca maruz kalır. Amalgam, bu basınca karşı en dirençli materyallerden biridir. Islak ortamlarda (tükürük gibi) dahi uygulanabilirliği yüksektir ve genellikle kompozit dolgulardan daha uzun ömürlü olduğu kabul edilir.

Amalgam Dolgular Güvenli midir?

Toplumda amalgam dolguların içindeki cıvanın zararlı olup olmadığına dair yaygın bir endişe vardır. Ancak Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve ilgili diş hekimliği birlikleri, dolgu içindeki cıvanın stabilize olduğunu ve sağlık için bir risk oluşturmadığını belirtmektedir. Yine de hamilelerde ve böbrek hastalarında kullanımı konusunda daha temkinli bir yaklaşım sergilenmektedir.

Porselen Inlay ve Onlay Dolgular Nedir?

Dişin büyük bir kısmının kaybedildiği ancak kaplama (kuron) yapılmasına henüz gerek duyulmayan durumlarda “inlay” veya “onlay” adı verilen porselen dolgular devreye girer. Bu dolgular ağız dışında, laboratuvarda veya dijital tarayıcılarla (CAD/CAM) hazırlanır.

Porselen Dolgular Neden Tercih Edilir?

Porselen dolgular, standart dolgulara göre çok daha dayanıklıdır ve renk değişimine uğramazlar. Dişin çiğneme yüzeyini birebir taklit ederler. Laboratuvar ortamında hazırlandıkları için komşu dişlerle olan temas noktaları mükemmel şekilde ayarlanır, bu da diş aralarına yemek artığı kaçması problemini minimize eder.

Uygulama Aşamaları

İlk seansta diş temizlenir ve ölçü alınır. Bu aşamada diş, geçici bir dolgu ile korunur. İkinci seansta ise laboratuvarda hazırlanan porselen parça, özel yapıştırıcı simanlar kullanılarak dişin içine yerleştirilir. Maliyet açısından daha yüksek olsa da, uzun vadede dişi en iyi şekilde koruyan ve doğal bir görünüm sağlayan yöntemlerden biridir.

Cam İyonomer Dolgu Nedir?

Cam iyonomer dolgular, diş dokusuyla biyolojik olarak uyum sağlayan, dişe kimyasal olarak bağlanabilen ve zamanla florür salarak çürük oluşumuna karşı koruyucu etki gösteren özel dolgu materyalleridir. Özellikle koruyucu ve destekleyici tedavilerde tercih edilir.

Çocuk Diş Hekimliğinde Kullanımı

Özellikle süt dişlerinde ve çürük riskinin çok yüksek olduğu hastalarda tercih edilir. Florür salınımı sayesinde çevre diş dokusunu güçlendirir ve yeni çürük oluşumunu engeller. Ancak bu materyal, kompozit veya amalgam kadar sert değildir; bu yüzden genellikle çiğneme yükünün az olduğu bölgelerde kullanılır.

Dolgu Öncesi ve Sonrası Bilinmesi Gerekenler

Diş dolgusu yapımı sırasında hastanın konforu, lokal anestezi ile sağlanır ve işlem genellikle ağrısız şekilde tamamlanır. Dolgu yapılacak bölgenin tükürükten izole edilmesi, dolgunun dişe doğru şekilde tutunması açısından önemlidir. İşlem sırasında çürük dokunun tamamen temizlenmesi ve dolgunun diş anatomisine uygun şekilde şekillendirilmesi, tedavinin uzun ömürlü olmasını sağlar.

Dolgu sonrası ilk birkaç gün hafif hassasiyet yaşanması normal kabul edilir. Bu süreçte aşırı sıcak veya soğuk gıdalardan kaçınılması ve dolgu yapılan dişle sert yiyeceklerin çiğnenmemesi önerilir. Ağız hijyenine dikkat edilmesi, düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımı dolgunun ömrünü uzatır. Uzun süren ağrı, dolgunun yüksek gelmesi veya çiğneme sırasında rahatsızlık hissedilmesi durumunda diş hekimine başvurulmalıdır.

Ağrısız Diş Dolgusu Mümkün mü?

Günümüzdeki lokal anestezi teknikleri sayesinde işlem sırasında herhangi bir ağrı hissedilmesi söz konusu değildir. Hekim, iğne girişini bile hissettirmemek için öncesinde diş etine uyuşturucu jel uygulayabilir. Eğer dişin sinirleri canlıysa, dolgu sonrası bir süre soğuk-sıcak hassasiyeti olması normal kabul edilir.

Dolgu Sonrası Hassasiyet Neden Olur?

Dolgu yapıldıktan sonra birkaç gün süren hassasiyet genellikle iki nedene bağlıdır: Birincisi, dişin içindeki sinirlerin işlem sırasında uyarılmış olması; ikincisi ise “yükseklik” dediğimiz dolgunun diğer dişlerle olan dengesinin milimetrik olarak fazla olmasıdır. Eğer dolgu yüksek geliyorsa, çiğneme sırasında dişe binen aşırı yük nedeniyle ağrı oluşabilir. Bu durum küçük bir aşındırma işlemiyle saniyeler içinde düzeltilir.

Diş Dolgusu Seçiminde Dikkate Alınması Gereken Faktörler

Diş dolgusu seçimi yapılırken dişin ağız içindeki konumu ve günlük kullanım sırasında maruz kaldığı kuvvetler dikkate alınmalıdır. Ön bölgede yer alan dişlerde, diş rengine uyumlu ve doğal görünüm sağlayan dolgu türleri tercih edilirken; arka dişlerde çiğneme sırasında oluşan basınca dayanıklı materyaller ön plana çıkar. Bu nedenle dolgu seçimi, dişin fonksiyonuna ve kullanım şekline göre diş hekimi tarafından planlanmalıdır.

Bütçe ve Uzun Vadeli Maliyet Analizi

Amalgam dolgular en ekonomik seçenek sunarken, porselen inlay dolgular en yüksek maliyetli olanlardır. Ancak porselen dolguların 15-20 yıl gibi uzun bir süre sorunsuz kullanılabildiği düşünüldüğünde, uzun vadede ekonomik bir yatırım olarak görülebilirler.

Alerjik Reaksiyonlar ve Biyouyum

Nadir de olsa bazı bireylerin metallere karşı alerjisi olabilir. Bu durumda metal içerikli amalgamlar yerine tamamen biyouyumlu olan kompozit veya seramik dolgular tercih edilmelidir.

Diş Dolgusunun Ömrü Ne Kadardır?

Bir diş dolgusunun ömrü, kullanılan malzemeye, hekimin uygulama hassasiyetine ve en önemlisi hastanın ağız hijyenine bağlıdır.

  • Kompozit dolgular: Genellikle 5 ile 7 yıl arasında.
  • Amalgam dolgular: 10 ile 15 yıl veya daha fazla.
  • Porselen dolgular: 15 yılı aşkın süre.

Dolguların ömrünü uzatmak için günde en az iki kez diş fırçalamak, diş ipi kullanmak ve altı ayda bir düzenli diş hekimi kontrolüne gitmek şarttır. Kontroller sırasında hekim, dolgunun kenar sızıntısı yapıp yapmadığını veya altında yeni bir çürük oluşup oluşmadığını kontrol eder.

Sağlıklı Bir Gülüş İçin Doğru Dolgu Seçimi

Diş dolgusu çeşitleri arasında yapılacak seçim, sadece o günkü sorunu çözmekle kalmaz, aynı zamanda ağız ve diş sağlığınızın geleceğini de şekillendirir. Modern diş hekimliği, artık her ihtiyaca ve her bütçeye uygun çözümler sunmaktadır. Önemli olan, çürüğü başlangıç aşamasında fark etmek ve diş dokusunu koruyacak en uygun materyalle restorasyonu gerçekleştirmektir.

Eğer dişlerinizde soğuk-sıcak hassasiyeti yaşıyorsanız veya aynaya baktığınızda diş yüzeylerinde renk değişimleri fark ediyorsanız, bir diş hekimi muayenesi randevusu alarak sorunun büyümeden çözülmesini sağlayabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

En iyi diş dolgusu hangisi?

En iyi diş dolgusu, her hasta için aynı değildir. Bir dolgunun “en iyi” olarak değerlendirilmesi; dişin ağız içindeki konumu, maruz kaldığı çiğneme kuvveti, görünümle ilgili beklentiler ve uzun vadeli dayanıklılık gibi faktörlere bağlıdır. Ön dişlerde diş rengiyle uyumlu materyaller tercih edilirken, arka dişlerde çiğneme kuvvetine daha dayanıklı dolgu seçenekleri öne çıkar. Bu nedenle en iyi dolgu, dişi en fazla koruyan ve hastanın ihtiyaçlarına en uygun olan dolgu türüdür.

Kaç çeşit diş dolgusu vardır?

Günümüzde diş hekimliğinde yaygın olarak kullanılan dört ana diş dolgusu çeşidi bulunmaktadır. Bunlar kompozit dolgular, amalgam dolgular, porselen inlay-onlay dolgular ve cam iyonomer dolgular olarak sınıflandırılır. Her dolgu türü, farklı klinik durumlar için geliştirilmiştir ve kullanım alanları birbirinden ayrılır. Dolgu seçimi yapılırken tek bir materyal yerine, dişin durumu bütüncül olarak değerlendirilir.

En kalıcı dolgu hangisi?

Uzun vadeli kullanım açısından en kalıcı dolgu türleri porselen inlay ve onlay dolgular olarak kabul edilir. Laboratuvar ortamında veya dijital sistemlerle hazırlanan bu dolgular, aşınmaya karşı yüksek direnç gösterir ve renk değişimine uğramaz. Uygun ağız bakımıyla birlikte porselen dolgular 15 yılın üzerinde sorunsuz şekilde kullanılabilir. Ancak kalıcılık, sadece materyale değil, hekimin uygulama hassasiyetine ve hastanın ağız hijyenine de bağlıdır.

En dayanıklı dolgu hangisi?

Mekanik dayanıklılık açısından en güçlü dolgu türlerinden biri amalgam dolgulardır. Özellikle arka azı dişlerinde, yoğun çiğneme kuvvetine maruz kalan bölgelerde uzun yıllar boyunca stabil kalabilirler. Islak ortam toleranslarının yüksek olması ve basınca karşı dirençleri, amalgamı dayanıklılık açısından güvenilir bir seçenek haline getirir. Ancak renk uyumu ve görünürlük gibi nedenlerle günümüzde kullanım sıklığı azalmıştır.

Bize Sorularınızı İletin

Hemen Cevaplayalım!